Çarşamba, 21 Ekim 2026 İletişim
Üye Ol Üye Girişi Denizli / Buldan — Dijital Miras Arşivi
Buldan Ağzı
Ümük
Boğaz.

Bir Zamanlar Buldan

Denizli - Buldan İlçesi Siyah Beyaz Fotoğraf Arşivi

Buldan Ağzı
Bübe
Biber.
Tüm Profiller
Süleyman Keskin  · 1920-1994

Buldan'ın Efsanevi Bayraktarı ve Altın Kalpli İyilik Meleği

Derleyen: Bekir Yalçın Cumartesi, 29 Ağustos 2026

Buldan'ın her dönemine damga vuran, yaşam tarzlarıyla kentin sokaklarında adeta birer güneş gibi parıldayan öyle insanlar vardır ki, onların hikayeleri anlatıldıkça zaman durur. Bu renkli şahsiyetlerin en unutulmazlarından biri, Düzalan Mahallesi'nin Payamharımı Sokak'taki 66 numaralı hanesinde, Ahmet ve Raziye çiftinin beş erkek evladından biri olarak dünyaya gözlerini açan Süleyman Keskin'dir.

Süleyman amcanın çocukluk yılları, eğitim hayatının kurallarına pek uymayan asi ve hür ruhuyla şekillenmiştir. Bugün Hacı Ahmet Tuncay'ın evinin bulunduğu yerdeki tarihi okula gönderilse de, okumanın o sıkı disiplinini sevememiş, her fırsatta okuldan kaçmıştır. Bu yüzden okuma yazma öğrenemeyen ama hayat okulunu en yüksek dereceyle bitiren Süleyman amca, baba mesleği olan dokumacılığı el tezgahında öğrenmek zorunda kalmıştır. O dönem "zamanın poşeti" olarak kabul edilen incecik 70'li mendillerden dokumakta üstüne usta olmasa da, dokuma tezgahının o daracık çukuru onun o geniş, kabına sığmaz ruhuna hep dar gelmiştir. O, avareliği, hür gezmeyi ve doğayla iç içe olmayı dokuma mekiğinin sesine her zaman tercih etmiştir.

İçindeki hayvan sevgisi bambaşkaydı; özellikle koyun beslemek onun en büyük tutkusuydu. Çevresindekiler onun koyunlarına laf söyleyecek, "iyi beslenmiyorlar" imasında bulunacak olsa dünyası kararır, öfkeden deliye dönerdi. Nitekim bir gün çok kibar bir amcayı koyunları yüzünden çıkan bir tartışmada tokatlamış, ancak o altın gibi temiz kalbi hemen devreye girince pişman olup dakikalarca özür dilemiştir. Süleyman amca, herkesin yardımına koşan, kimseyi kırmayan, adeta iyilik meleği bir fıtrata sahipti.

Hayatının en çılgın hamlelerinden birini askere gitmeden önce yapmış ve büyük bir aşkla bağlı olduğu müstakbel eşi Safiye yengeyi kaçırmıştır. Evliliklerinin hemen ardından vatani görevini yapmak üzere yola çıkmış, Gelibolu'da tam dört yıl süren uzun bir askerlik dönemi geçirmiştir. Buldan'a döndüğünde ise besicilik, zeytinyağcılık ve peynircilik gibi işlerle rızkını aramış; ancak onu asıl efsaneleştiren, düğünlerde üstlendiği bayraktarlık görevi olmuştur. Düğün alaylarının başında elinde bayrakla yürür, o meşhur "maşla oyunu"nu zeybek adımlarıyla öyle muazzam oynardı ki, genç yaşlı herkes onu izlemek için meydanlara dökülürdü.

Dünya malına ve paraya zerre kadar değer vermeyen bir yapısı vardı. Birine acıdı mı, 5 kuruşa mal ettiği ürünü gözünü kırpmadan 3 kuruşa verir, ticaretin o katı kurallarını merhametiyle ezip geçerdi. İnsanlara olan bu hesapsız güveni, ne yazık ki bazen kötü niyetli kimseler tarafından suistimal edilmiştir. Bir gün Buldan'a dışarıdan gelen gezgin yağcılardan 10 teneke zeytinyağı satın alır. Eve gelip yağları kaplara boşaltmaya başladığında tenekelerin en üstünde sadece 3'er kilo yağ olduğunu, alt kısımlarının ise tamamen suyla doldurulduğunu fark eder. Canı çok yansa da hırsızların peşine düşmemiş, adaleti ilahi makama bırakarak yalnızca "Allah'ından bulsunlar" deyip sineye çekmiştir.

Süleyman amca, tatlı bir inatçılığa ve damarına basıldığında sınır tanımayan bir iddiacılığa sahipti. Bir gün Yukarı Park'ta girdiği bir iddia uğruna, boyu göklere uzanan devasa bir çam ağacının en tepesine kadar tırmanmıştır. Bir başka iddiada ise gözünü kırpmadan üzerindeki tüm şık elbiseleriyle birlikte parkın buz gibi havuzuna atlamıştır.

Onun bu amansız ve iddiacı yapısı, yeme içme mevzu bahis olduğunda adeta bir efsaneye dönüşürdü. Bir oturuşta 1 kilo lokumu ya da 1.5 kilo helvayı zahmetsizce mideye indiren Süleyman amca, dönemin ünlü şerbetli tatlıcısı Şam tatlıcı Mehmet Başbuğ ile büyük bir tatlı yeme iddiasına girmiştir. Mehmet Usta'nın hazırladığı tam üç büyük sini dolusu Şam tatlısını (yaklaşık 1.5-2 kilo) arka arkaya yiyerek iddiayı kazanmış ve adını Buldan'ın gurme tarihine altın harflerle yazdırmıştır.

Çevresine olan hesapsız güvenini anlatan en tatlı hatıralardan biri de keman hikayesidir. Bir gün "Kemancı" lakabıyla bilinen bir dostu kumarda tüm varlığını kaybedince Süleyman amcanın yanına gelir ve kemanını rehin bırakarak ödünç para ister. Süleyman amca cebindekini hemen verir. Ancak Kemancı borcunu ödemek için bir daha hiç geri dönmez. Süleyman amca da hem parasını kurtarmak hem de dosta sitem etmek adına, uzun yıllar boyunca omzunda o emanet kemanla Buldan sokaklarında gezip durmuştur.

Arkasında her sokağında yankılanan kahkahalar, bayraktar adımları ve tertemiz bir kalp bırakarak hayata gözlerini yuman Süleyman amcayı (Süleyman Keskin) sevgiyle, özlemle ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şad olsun.

Derleyen ve yayına hazırlayan: Bekir Yalçın

Paylaş: Facebook WhatsApp