Çarşamba, 26 Ağustos 2026 İletişim
Üye Ol Üye Girişi Denizli / Buldan — Dijital Miras Arşivi
Buldan Ağzı
Berkilmek
İncinmek.

Bir Zamanlar Buldan

Denizli - Buldan İlçesi Siyah Beyaz Fotoğraf Arşivi

Buldan Ağzı
Ovuç
Avuç.
✦ ✦ ✦
Tüm Hikayeler

Dilimizin Sırrı: Buldan Yöresine Özgü Kelimeler ve Anlamları

Pazartesi, 29 Haziran 2026

Bir dilin en derin kökleri, o toprakta yaşayan insanların ağzından dökülür. Buldan, Ege'nin o kadim dokuma kentidir; ama sadece bezini değil, kelimelerini de kendine özgü bir ustalıkla örmüştür. Buldan ağzında günlük konuşmadan sızan bu kelimeler; Anadolu Türkçesinin, Rum ve Ermeni komşulukların, Osmanlı meslek dilinin ve yüzyıllarca süren çarşı yaşamının izlerini taşır.

Aşağıdaki liste, Buldan yöresine ait belgelerde tespit edilen kelimeleri ve günümüzdeki karşılıklarını alfabetik olarak sunmaktadır. Bu kelimelerin büyük bölümü hâlâ yaşlılarımızın dilinde dolaşmaktadır; gençlerin bu mirasa sahip çıkması ise bir kültürel sorumluluktur.

A

Aan
Hayır.
Abe
Ağabey.
Acansız
Zoraki.
Accık
Biraz.
Ağdırmak
Aşağı inmek; yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
Ağmak
Yükselmek.
Akıdeş
Arkadaş.
Alaklanmak (Alakla)
Acele etmek, davranmak; "hızlı yürü" anlamında emir.
Alcek
Alacak.
Almalık gaşı
Raf; rafın en üstü.
Amıt
Armut.
Anıy
Korku ifadesi.
Annaç
Karşı, karşısı.
Apa
Arpa.
Armanmak
Yüklenmek, baskı yapmak.
Asa
Arsa.
Asfalya
Sigorta.
Aşamoltu
Akşamüstü.
Aven
Kolay, çabuk, zahmetsiz.
Avrat
Kadın.
Ayazlık
Evlerin bir köşesine inşa edilen soğuk yer.

B

Baaşiş
Bahşiş.
Baadak
Testi.
Babıç
Ayakkabı.
Baçıvan
Bahçıvan.
Baklova
Baklava.
Balcan
Patlıcan.
Banıç
Lokma.
Baza (Bazaa)
Perşembe günü, pazar.
Beebe
Berber.
Bek
Pek.
Beranare
Nitelik taşımayan iş.
Berkilmek
İncinmek.
Beşbıyık
Muşmula.
Bıdırdamak
Gereksiz konuşmak.
Bırış gibi
Taze.
Biceccik
Tek, biricik.
Billur
Bardak.
Bilmeyon
Bilmiyorum.
Biyon
Bir defa, bir yol.
Booçlu
Borçlu.
Bovul
Bavul.
Böbek
Bebek.
Böcelenmek
Eğleşmek.
Börtmek
Ateşlenmek.
Böle
Böyle.
Böyük
Büyük.
Böyün
Bugün.
Buba
Baba.
Buldan bazarı
Perşembe.
Burk
Kapat, çevir.
Burma
Musluk.
Bübe
Biber.
Büyük bzaa
Perşembe.

C — Ç

Cıbar
Çocuk, küçük çocuk.
Cıngıldaklı
Süslü, gösterişli.
Civacı
Sucu.
Coğur
Gavur.
Cume
Cuma.
Çalık
Çirkin.
Çapıt
Bez parçası.
Çatmak
Kavga etmek için sataşmak.
Çepreşik
Karışık, karmaşık.
Çıltağından çıkmak
Kontrolden çıkmak.
Çiğin
Omuz.
Çilkim
Üzüm salkımının parçası.
Çöpelli
Sorunlu.

D

Dabdayı
Güzelce.
Dadanmak
Alışmak.
Dalamak
Zehirli böcek, ısırgan otu veya sert kumaş dokunarak teni acıtmak, kaşındırmak.
Dapmak
Tapmak.
Dastar
Özel olarak dokunan yöresel başörtüsü.
Debba
Söylüyor, konuşuyor.
Deemi
Sözü onaylatmak anlamında kullanılan soru edatı.
Deeze
Teyze.
Deftar
Defter.
Dendi
Haydi.
Dene
Tane.
Dengeltmek
Yoluna koymak, halletmek.
Desdümbek
Dümbelek.
Deyeken
Derken.
Dığan
Büyük tava.
Dıyha
İşte.
Dırabbaz
Güçlü, kuvvetli.
Dilbarım
Güzel, değerli olan.
Dinelmek
Ayakta durmak.
Dingildemek (Dingildek)
Dolanmak, gezelemek; çok hareketli.
Dombey
Şişmanca.
Dovşen
Tavşan.
Düğün tomba
Eğlence.
Düggen
Dükkan.

E

Ebertlemek
Ağırlamak, hizmet etmek.
Ebik gabık
Falan filan.
Ececik
Azıcık.
Eekek
Erkek.
Eeki
O.
Eekibe
Öyle.
Eekirde (Enkirde)
Orada.
Eekire
Orası.
Eelence
Eğlence.
Eene
Cumartesi günü.
Eetesi
Ertesi.
Eeşi
Ekşi.
Eğşigulak
Ekşi yaprak.
Eksin (Eksinlemek)
Bunak; bunamak, belleğini kullanamamak.
Ellak
Çocuk.
Emik
Omurilik, beyin.
Emme
Ama.
Engastan (İngistan)
Yalandan, kötü niyetle söylenmeyen yalan.
Enteri
Entari.
Enücü
Sonunda, en son.
Er
Erken.
Enigöl
Sarıgöl.
Eski
Çamaşır.
Eski yümek
Çamaşır yıkamak.
Ester
Katır.
Ezinmek
Keselenmek.

F

Fıydırmak
Elle uzağa atmak.
Filançı
Falanca.
Fistan
Elbise.
Fişne
Vişne.

G

Gaaga
Kargı.
Gaba
Akılsız.
Gaçılmak
Kenara çekilmek.
Gada
Kadar.
Gadef
Kadayıf.
Gadeş
Kardeş.
Galan (Gari / Garik)
Artık.
Galaycı
Kalaycı.
Gamış
Sürahi.
Ganevçe
Kaneviçe.
Garanlık
Karanlık.
Gasser
Çamaşır suyu.
Gave
Kahve.
Gayfaltı
Kahvaltı.
Gaymak
Kaymak.
Gaynatma
Küçük kazan.
Gazite
Gazete.
Gekgeli (Eggeli)
Gelip gelir, geliyor.
Gelibbarım
Geliyorum. (Gelibba = Geliyor; Gelibbala = Geliyorlar)
Geme
Fare.
Gıymık
Kıymık.
Gırgır
Fermuar.
Gırmızı
Kırmızı.
Gızan
Küçük çocuk.
Gidibbarı
Gidiyor. (Gidibbasın = Gidiyorsun; Gidibbaakan = Gidiyorken)
Gidişmek
Kaşınmak.
Gire
Pazar.
Giretesi (Greytesi)
Pazartesi.
Gocaman
Büyük, iri.
Gova
Kova.
Gök
Olgunlaşmamış.
Göne
Diğerinden daha iyi.
Gursak
Boğaz.
Gursağı kalkmak
Çok korkmak.
Güccük (Güccükbaza)
Küçük (Salı günü).
Gümül
Madeni testi.
Güve
Damat.

H

Hagetten
Hakikaten.
Hambal
Hamal.
Hanay
İki ve daha çok katlı ev, avlu.
Haneyaltı
Ev girişi, avlu, bodrum.
Harar
Kıldan dokunan, saman koymaya yarayan büyük çuval.
Harannı
Ekmek konulacak yer, tencere.
Harım
Bahçenin etrafına çalıdan örülen çit.
Hatt-ı Ustura
Ekvator.
Herek
Uzun boylu.
Evet.
Hıya
Salatalık.
Hinayet
Kurnaz, sinsi.
Hindi (Hincik)
Şimdi.
Hodduk
Leblebi, nohut.
Hokka
Kutu.
Hoşça
Şaş.
Hotugıraf
Fotoğraf.
Hovta (Hota)
Hafta.
Hovuz
Havuz.
Hova
Hava.
Husa
Dert, tasa.

I — İ

Irak
Uzak.
Iraf
Raf.
Irlanmak
Sallanmak.
Ingıldatmak
Sallamak, sarsmak.
Iscak
Sıcak.
Ispınak
Ispanak.
İlan
Yılan.
İlana
Lahana.
İleş
Çirkin.
İleşebe
Çiftçi.
İlik
Düğme.
İlistir
Süzgeç.
İlmek
Değmek, dokunmak.
İliyen
Leğen.
İna
Nar.
İnaata
Anahtar.
İskembe
Sandalye.
İspirte (İstirpe)
Kibrit.
İşkillenmek
Şüphelenmek.
İşlemek
Çalışmak.
İrengi (İrezil)
Rezil olmak.

K

Kahet
Kâğıt.
Kamer
Ay.
Kapıt
Astar.
Karnıbaha
Çiçek.
Kasnak
Sofrada sini altına konan yuvarlak elek çerçevesi.
Kaykılmak
Arkaya doğru eğilerek, yaslanarak oturmak.
Keeri
Sonra.
Kendi(cezim)
Kendim.
Kerevet
Divan.
Kepiş
Çirkin.
Kesdine
Kestane.
Keymek (Keyinmek)
Giymek, giyinmek.
Kızan
Küçük çocuk.
Kirlik
Gömlek.
Koka
Salak, manyak.
Kumpir
Patates.
Kupa
Su bardağı.

L — M

Lalin
Nalın.
Maket
Divan.
Malıç
Pamuk.
Manekür
Oje.
Masır
Masura; karton, tahta veya plastikten yapılan üzerine iplik sarılan koni.
Meedinoz
Maydanoz.
Meetek
Sırık.
Mevta
Ölü.
Meynimetsiz
Hayırsız.
Meytambal
İşe yaramaz.
Mintan
Gömlek.
Mıymıntı
Pek konuşmayan.
Mizan
Bölme.
Muştu (Muştuluk)
Müjde.

N — O — Ö

Naf
Laf.
Nalinga
Takunya.
Nankı (Naki)
Hangi.
Naşırfa
Kulplu su kabı, maşrapa.
Nebediz olmak
Yoklamak.
Nerdek (Needek)
Salça.
Neelen
Ne ile.
Neniyen
Bana ne.
Nişlebban
Ne yapıyorsun.
Nobiye
Taze yeşil fasulye.
Nuzül
Felç.
Nüsübet
Kırgınlık ifadesi.
Ocak
Şömine.
Oku
Düğün davetiyesi.
Ootanca
Ortanca.
Oturubba
Oturuyor.
Ovcu
Avcı.
Ovuç
Avuç.
Örüzge
Rüzgâr.
Ötürük
İshal.

P — S — Ş

Paldım
Eşeklerin semerinin ileri gitmemesini sağlayan arkadan bağlanan kayış.
Paldımsız
Oturup kalkmasını bilmeyen.
Pampır
Vapur.
Payam
Badem.
Peşgir (Peşkir)
Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu.
Peştemal
Kadınların önüne taktıkları yarım eteklik.
Piron
Çatal.
Pırsa
Pırasa.
Pontul
Pantolon.
Poytukal
Portakal.
Pürçük
Taze soğan.
Püsür (Püsürük)
Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü.
Sako
Manto.
Sali
Salı.
Samıt (Samut)
Konuşamayan kişi.
Sası
Tatsız.
Saykıllanmak
Oyalanmak, ağırdan almak.
Seet
Saat.
Setre
Ceket.
Seyirtmek
Koşmak.
Sındı
Makas.
Sıyırma
Börülce.
Sıtarasız
Sevilmeyen, sayılamayan, çirkin.
Sofralık
Sofra bezi.
Sovan
Soğan.
Sökmek
Gelmeye başlamak veya çıkagelmek.
Sözün çalımı
Sözün gelişi.
Sundurma
Balkon.
Süs yolu
Şose.
Süleymancık
Kertenkele.
Şarpa
Eşarp.
Şaş
Fazla kafası çalışmayan, aptal.
Şeebet
Şerbet.
Şam işi
Şam tatlısı.
Şibbidik
Terlik.
Şılak
Parlak.
Şimşırık
Islak.
Şovk
Işık.

T — U — Ü — V

Taanaşı
Tarhana çorbası.
Taata
Tahta.
Takdim
Takvim.
Tamah etmek
Özenmek.
Taslık
Raf.
Tasvir
Fotoğraf.
Tez
Çabuk.
Tezenpere
Kolay olmayan, biraz güç.
Tıngırdamak
Ağır ağır çalışmak.
Tingildek
Hareketli.
Tinsirmek
Hapşırmak.
Toba
Torba, bohça.
Tomet
Domates.
Tosba
Kaplumbağa.
Töperlenmek
Yuvarlanmak.
Tumafil
Otomobil.
Takes gelmek
Yetmek.
Ufaccık
Küçücük.
Uğur ola
Güle güle.
Urfan
İrfan.
Ümük
Boğaz.
Ünlemek
Bağırarak seslenmek.
Üslük
Başörtüsü.
Velesbit
Bisiklet.
Vırık
Düşüncesiz.

Y — Z

Yabıbbasın
Yapıyorsun.
Yaalık (Yağlık)
Mendil.
Yalabık
Parlak, parıltılı.
Yalım
Galiba, herhalde.
Yavan
Tatsız.
Yazma
Yemeni.
Yedek
Cezve.
Yee
Yer.
Yeldirme
Başörtüsü.
Yepeşlemek
Yüzüne karşı iyi davranmak.
Yeşil (Yaşıl)
Yeşil.
Yiyemin
Yer misin.
Yolluk
Metre kilimi.
Yokarı
Yukarı.
Yuka
Yufka, yumuşak.
Yuluk
Ayakkabı.
Yüklük
Dolap.
Zarinne
Çengelli iğne.
Zenne
Kadın.
Zımbıldamak
Çıka gelmek.
Zırtarmak
Sırtarmak, karşı koymaya hazırlanmak.
Zini
Sofrada üzerine yemek tabakları konan sini.

Bu kelimelerin bir kısmı bugün hâlâ yaşıyor; çocuklarına "gadeş" diyen dedelerden, "hıya" isteyerek sofraya oturan ninelerden duyabilirsiniz. Bir kısmı ise yalnızca bu satırlarda yaşıyor. Her ikisi de korunmaya değer.

Paylaş: Facebook WhatsApp